Back to top

#Türkiye

#Türkiye

Türkiye’de insan hakları savunucuları, cezai kovuşturma, fiziksel saldırılar, tehditler, gözetim altında tutulma, uzun süreli keyfi gözaltı ve kötü muamele dahil olmak üzere yargısal tacize maruz kalıyorlar. Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe girişimi sonrası insan hakları savunucularının faaliyetlerini sürdürdükleri ortam daha da kötü bir hale geldi.

Olağanüstü hal kanunlarının geniş kapsamlı olarak kullanılması dolayısıyla Türk hükümeti, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, toplantı ve dernek kurma özgürlüğünü ciddi bir şekilde ihlal etti ve özellikle insan haklarına ilişkin faaliyetler yürütenlerin özgürlükleri kısıtlandı. Bu kanunlar, insan hakları savunucularının geniş yetkileri olan güvenlik güçlerine yönelik genel olarak gözlem faaliyetleri gerçekleştirememesi sebebiyle daha fazla insan hakları ihlaline sebep oldu.

İnsan hakları savunucuları, gazeteciler, sanatçılar ve kürt hakları, dini, kültürel ve cinsel azınlıklarının hakları veya kadın ve işçi hakları üzerine çalışmalar yapan ve savunuculuk faaliyetleri yürüten akademisyenler çok farklı şekillerde misillemelere, ayrımcılığa ve saldırılara maruz kalıyorlar. Bu kişiler çoğunlukla haksız yere “ terör propagandası”, “ Cumhurbaşkanına hakaret” ve/veya “devlet sırlarını ifşa etmek” gibi suçlamalarla karşı karşıya kalıyorlar. İnsan hakları savunucularına adli yardım sağlayan avukatlar ve medeni ve siyasal haklara ilişkin faaliyetler yürüten aktivistler de faaliyetlerini gerçekleştirirken büyük zorluklarla karşılaşıyor ve gözaltına alınma, tutuklanma ve yargılanma gibi risklerle karşı karşıya kalıyorlar.