Back to top

Barış için Akademisyenlere Yargısal Taciz

Durum: 
Duruşmalar devam ediyor
Vaka hakkında

5 Aralık 2017 tarihinde, 1,128 akademisyen arasında yer alan ve Barış Için Akademisyenler bildirisini imzalayan 10 akademisyenin duruşması İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Barış için Akademisyenler hakkında

Academics for Peace

Türkiye'de barışın tesis edilmesini talep eden 2.000'den fazla kişiyi bir araya getiren bir hareket olan Barış için Akademisyenler, Ocak 2016'da Türkiye'nin güneydoğusundaki şiddetin sona ermesi için çağrı yapan dilekçeyi imzalayan 1.128 kişinin arasında yer alıyor. İmzacılar dilekçede Kürtlere yönelik devlet şiddetini ve Türk devletinin kendi yasalarını ve uluslararı sözleşmeleri ısrarla ihlal etmesini kınadıklarını beyan etmişlerdi.

6 Aralık 2017
İmzacıların ilk duruşması görüldü

5 Aralık 2017 tarihinde, 1,128 akademisyen arasında yer alan ve Barış Için Akademisyenler bildirisini imzalayan 10 akademisyenin duruşması İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

İmzacılar Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2. maddesi ile suçlanıyorlar. Mahkeme, beraat taleplerini ve yargılamanın TCK'nın 301. maddesinden ( Türkiye’yi, Türk Milletini, ya da Türk Hükümetini, kurumlarını aşağılama suçu) görülmesi taleplerini reddetti. Savunmalar için ek süre talebi ise kabul edildi. Bir sonraki duruşma tarihi ise 12 Nisan 2018 olarak belirlendi.

Barış için Akademisyenler, 2012 yılının Kasım ayında kurulan ve Türkiye’nin Güneydoğusu’nda barışı destekleyerek 2.000’den fazla bireyi birleştiren bir hareket. 23 Eylül 2017 günü, İstanbul Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Barış için Akademisyenler tarafından yayımlanan “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza atanlar “terör propagandası” yapmakla suçlandı. İddianame İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Eğer, imzacılar suçlu bulunurlarsa 7.5 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabilirler.

Mahkemeler, 17 Mayıs 2018 tarihine kadar 148 imzacının duruşmasını görmeyi planlıyor.

20 Kasım 2017
“Barış için Akademisyenler” bildiririsine imza atanlar “terör propagandası” ile suçlandı

23 Eylül 2017 günü, İstanbul Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Barış için Akademisyenler tarafından yayımlanan “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza atanlar “terör propagandası” yapmakla suçlandı. İddianame İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Eğer, imzacılar suçlu bulunurlarsa 7.5 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabilirler. Davalar ayrı ayrı açıldığı için suçlananan imzacı sayısı tam olarak bilinmiyor.

Barış için Akademisyenler, 2012 yılının Kasım ayında kurulan ve Türkiye’nin Güneydoğusu’nda barışı destekleyerek 2.000’den fazla bireyi birleştiren bir hareket.

İddianamede; “Bildirinin esas amacı PKK/KCK Terör Örgütü tarafından sözde ‘öz yönetim’ ilan edilen bölgelerde, güvenlik güçleri tarafından bölgelerin teröristlerden temizlenmesi ve bölge halkının huzur ve refahının sağlanması için yürütülen operasyonların durdurulması için kamuoyu oluşturmak olduğu anlaşılmış, bunun üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca konuya ilişkin olarak ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçundan soruşturma başlatılmıştır” denildi. Savcı ayrıca, bildiriyi hazırlayanların, bildirinin İngilizce metninde bazı kelime ve kavramları uluslararası kamuoyundan destek almak istedikleri için kasıtlı olarak değiştirdikleri suçlamasında da bulundu.

1 Ocak 2016'da Barış İçin Akademisyenler tarafından yayımlanan söz konusu bildiride, Türkiye'nin Güneydoğusu’nda Hükümet'in sayısız insan hakları ihlaliyle sonuçlanan şiddet eylemlerini kınanmıştı. Bildiri, hem Türkiye’den hem de yurtdışından 2.000'in üzerinde akademisyen tarafından imzalanmıştı. İmzacılar, bölgede uygulanan sokağa çıkma yasağının kaldırılması, bölgeye uluslararası gözlemcilerin girişine izin verilmesi ve "Kürt siyasi hareketinin taleplerini içeren kalıcı bir barışa yol açacak bir yol haritası oluşturulması" için müzakerelerin başlatılması çağrısında bulunmuştu.

İlk duruşma, 5 Aralık 2017 tarihinde görülecek.

 

1 Eylül 2016
Barış için Akademisyenlerin işten çıkarılması

Türkiye hükümetinin 1 Eylül 2016 tarihinde çıkardığı üç yeni kanun hükmünde kararnameyle Fethullah Gülen'le bağlantıları olmakla suçladığı 40.000'den fazla kamu görevlisi işten çıkarıldı. Hükümet 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminden Fethullah yandaşlarını sorumlu tutuyor.

Görevden alınan 2346 akademisyen arasında 44'ü, içlerinde Türkiye İnsan Hakları Vakfı Yönetim Kurulu üyesi ve Kocaeli ÜniversitesiAdli Tıp Bölümü öğetim üyesi Prof Ümit Biçer'inde de bulunduğu Barış için Akademisyenler grubunun üyesi.

Download the Human Rights Foundation of Turkey Urgent Appeal (PDF)

Ordunun Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümeti devirmek için kalkıştığı darbe girişiminin ardından hükümetin insan hakları savunucularına ve sivil topluma yönelik kapsamlı baskı ve kısıtlamalarıyla Türkiye'de insan haklarının durumu hızla kötüleşiyor. Hükümeti ve politikalarını eleştirenlere yönelik baskılar 20 Temmuz 2016'da olağanüstü halin ilan edilmesiyle daha da şiddettlendi. Front Line Defenders özellikle ifade, toplanma ve kanaat özgürlüklerinin ağır biçimde kısıtlanmasından endişe duyuyor çünkü bu sınırlamalar ülkedeki insan hakları savunucularının meşru ve barışçıl çalışmalarını ciddi oranda olumsuz etkileyebilir.

5 Mayıs 2016
Tutuklu akademisyenler tahliye edildi

Bir aydan uzun süredir tutuklu bulunan insan hakları savunucusu akademisyenler 22 Nisan 2016 tarihinde tahliye edildi.

Esra Mungan Gürsoy, Meral Camcı, Kıvanç Ersoy ve Muzaffer Kaya 15 Mart 2016'da terör bağlantılı suçlamalarla tutuklanmışlardı. Bu tutukluluk Türkiye hükümetinden ülkenin Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı güneydoğu bölgesinde sürdürdüğü şiddetli güvenlik operasyonlarını durdurmasını talep eden "barış bildirisi"ni imzaladıktan sonra gelmişti.

Savcı ilk iddianamedeki örgüt propagandası suçlamasını Türk Milletini, Devletini ve kurumlarını aşağılanma suçuna değiştirmek istediğini söyledi. Bir sonraki duruşma 26 Eylül 2016'da yapılacak. Mahkeme insan hakları savunucularına yönelik 7.5 yıl hapis cezası öngören suçlamayı düşürmedi. 

Front Line Defenders Esra Mungan Gürsoy, Meral Camcı, Kıvanç Ersoy ve Muzaffer Kaya'nın serbest bırakılmasını memnuniyetle karşılasa da, yargılanmalarına devam edilmesinden duyduğu endişeyi dile getirmekte ve Türkiye makamlarından akademisyenlere yöneltilen tüm suçlamaların düşürülmesi için çağrı yapmaktadır.

15 Nisan 2016
Türkiye'deki Büyükelçilere Barış için Akademisyenlerin ilk duruşmasını izlemeleri için çağrı

11 Nisan 2016 tarihinde Barış için Akademisyenler Türkiye'deki yabancı ülke büyükelçilerine hitaben yazdıkları mektupta, davanın 22 Nisan günü yapılacak ilk duruşmasına gözlemci olarak katılmalarını istedi.

Barış için Akademisyenler olarak, size meslektaşlarımız Esra Mungan Gürsoy, Meral Camcı, Kıvanç Ersoy ve Muzaffer Kaya'nın yargılandığı davanın 22 Nisan 2016 günü saat 14.00'de İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görülecek ilk duruşmasına dikkatinizi çekmek için yazıyoruz.

15 Mart ve 31 Mart 2016 tarihlerinden bu yana  "PKK/KCK terör örgütlerinin propagandasını yapmak"  suçlamasıyla Terörle Müvadele Kanunu'nun 7/2 maddesinden tutuklu bulunuyorlar. İddianamede dördünün 10 Mart 2016 tarihinde okudukları basın açıklamasına ve 11 Ocak 2016'da kamuoyuyla paylaşılan 1128 kişinin imzaladığı "Bu suça ortak olmayacağız" başlıklı orjinal dilekçeye atıf yapılıyor.

Dilekçenin açıklanmasını takiben Cumhurbaşkanı Recep tayyip Erdoğan imzacıları "kendilerine akademisyen diyen bir güruh", "akademisten müsveddeleri" gibi sözlerle ve "terör örgütleri mensupları neyse onların ağzıyla konuşanlar da odur" gibi argümanlarla defalarca hedef almıştır. Son olarak da, bu duruşmayla ilgili olarak meslektaşlarımızın "suçluymuş" gibi "tutuklu yargılanması" gerektiğini söyledi.

Son aylarda söyledikleriyle imzacıların fiziksel bütünlüğüne yönelik ciddi bir genel ve kişisel tehdit oluşturan yerel ve ulusal ana akım basında ve sosyal medyada linç kampanyasını, üniversitelerin çoğunda disiplin soruşturmalarını başlatılmasını, işten çıkarmaları ve istifaya zorlamaları, gözaltıları, ev aramalarını ve tüm imzacılar hakkında ceza soruşturmalarını tetikledi. Buna tepki olarak dilekçeyi yaklaşık bin akademisyen daha imzaladı ve böylece toplam imzacı sayısı 2212'ye ulaştı.

10 Mart 2016 günü Esra Mungan Gürsoy, Muzaffer Kaya, Kıvanç Ersoy ve Meral Camcı'nın okuduğu basın açıklaması BAK istanbul tarafından, ilk dilekçenin imzacılarına yönelik tam da bu haksız muameleyle, özellikle de idari ve adli soruşturmalarla ilgili halkı bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Sonuç olarak bu dört kişi tutuklanarak haklarında iddianame hazırlanırken diğer akademisyenler hakkındaki soruşturmalar da devam etmektedir. İddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve davanın ilk duruşması 22 Nisan 2016''da görülecek. Haklarındaki suçlamalar 1,5 ila 7,5 yıl arası hapis cezası öngörmektedir.

Bu dava ifade özgürlüğünün açıkça ihlalidir ve akademisyenlerin yargılandığı bir fava olarak değil, Türkiye'nin tamamının ifade özgürlüğüne karşı bir yargılama olarak değerlendirilmelidir. Türkiye'nin AİHM'de ifade özgürlüğü ihlalleri bakımından 300 başvuruyla birinci sırada olduğunun hatırlatmak isteriz.

Bu sebeple, sizi 22 Nisan 2016 tarihindeki ilk duruşmayı izlemek üzere mahkemede bulunmaya davet ediyoruz. Varlığınız Türkiye'de barış, demokrasi ve ifade özgürlüğünü desteklediğinize dair güçlü bir işaret vermesinin yanı sıra meslektaşlarımızın adil yargılanmasında olumlu bir etki yaratacaktır.

Konuyla ilgili daha fazla bilgiye ihtiyaç duymanız halinde dilediğiniz zaman bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Desteğiniz için şimdiden teşekkür ederiz,

Barış için Akademisyenler

25 Mart 2016
Hapisteki barış için akademisyenlerin kötü gözaltı koşulları

15 Mart 2016'da akademisyenler Esra Mungan (Boğaziçi Üniversitesi), Kıvanç Ersoy (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi) ve Muzaffer Kaya (eskiden Nişantaşı Üniversitesi) Barış Bildirisini imzaladıkları gerekçesiyle açılan soruşturma sonucunda terör propagandası yapmak suçlamasıyla tutuklandı. Dilekçede Türkiye hükümetinin ülkenin güneydoğusunda yürüttüğü şiddet fiillerini sona erdirmesi talep ediliyordu. Esra Mungan küçük bir tek kişilik hücreye alındı; Kıvanç Ersoy ve Muzaffer Kaya da Metris'ten Silivri Cezaevine nakledildiler; kötü muamele gördüler ve tek kişilik hücrelere yerleştirildiler.

Download the Urgent Appeal (PDF)

Esra Mungan, Kıvanç Ersoy ve Muzaffer Kaya Türkiye'nin güneydoğusuna barışın gelmesi talep eden 2.000'den fazla kişiyi bir araya getiren Barış için Akademisyenler grubunun üyeleri. Ocak 2016'da bölgedeki şiddetin sona ermesi talebinde bulunan dilekçeyi imzalayan 1.128 imzacı arasında yer alıyorlar.

24 Mart 2016 tarihinde Esra Mungan Bakırköy Cezaevinde tutulduğu hücreden alınarak hijyen koşulları daha kötü olan öncekinden daha küçük bir hücreye kondu. Tutuklandığı günden bu yana tecritte tutuluyor. Aynı gün Muvaffer Kaya ve Kıvanç Ersoy da Silivri Cezaevine nakledildiler. Gelen bilgilere göre çıplak aramaya maruz bırakıldılar ve tecrite götürülmeden önce 20 dakika boyunca çıplak halde tutuldular. Kitaplarına el kondu. Akademisyenlerin meslektaşları Bakırköy ve Silivri cezaevlerinin önünde nöbete başladılar.

Üç akademisyen 14 Mart 2016 günü "terör örgütü propagandası yapmak" suçlamasıyla çıkarıldıkları savcı tarafından tutuklandılar. Soruşturma, 10 Mart 2016'da Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ofisinde düzenlenen basın toplantısı sırasında üç akademisyenin yaptığı konuşmaların ardından açıldı. Üç akademisyen basın toplantısında, Ocak ayında 'Bu suça ortak olmayacağız' başlıklı dilekçenin kamuoyuyla paylaşılmasının ardından akademisyenler hakkında başlatılan "yasal ve sözel savaş"a ve baskılara rağmen çalışmalarına devam edeceklerini ifade ettiler.

21 Ocak 2016'da terör propagandası yapmakla suçlanan 27 akademisyen gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldılar. 14 Ocak 2016'da savcılık akademisyenler hakkında devleti aşağılamak ve terör örgütü propagandası yapmak suçlamalarıyla soruşturma başlattı. Barış Bildirisi imzacılarından bazıları işten çıkarıldı, açığa alındı, haklarında adli ve idari soruşturmalar başlatıldı ve karalama kampanyalarının ve fiziksel tehditlerin hedefi haline geldiler. 12 Ocak 2016 tarihinde Büyükelçiler konferansında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan dilekçe imzacılarını hedef alarak ""Kendilerine güya akademisyen diyen bir güruh çıkıyor. Terör örgütünün eylemlerine karşı topraklarını savunan devletine dil uzatıyor. Hak ve özgürlükler ihlal ediliyormuş" dedi. Yüksek Öğrenim Kurulu (YÖK) ise söz konusu dilekçeye ilişkin yaptığı açıklamada "Teröre destek veren bu bildiri, akademik özgürlük ile bağdaştırılamaz. (...) Bu bildiri ile ilgili olarak hukuk çerçevesinde gereği yapılacaktır" dedi.

11 Ocak 2016 günü kamuoyuna açıklanan Barış için Akademisyenler dilekçesinde hükümetin ülkenin güneydoğusunda gerçekleştirdiği ve çok sayıda insan hakkı ihlallerine yol açan şiddetli eylemleri kınanıyordu. İmzacılar bölgedeki sokağa çıkma yasağının kaldırılması, bölgeye uluslararası gözlemcilerinin girmesine izin verilmesi ve müzakerelerin başlaması ve "kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulmasını, hükümetin Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritasını oluşturmasını" talep ediyorlardı.

Front Line Defenders Türkiyeli yetkilileri aşağıdakileri hayata geçirmeye davet etmektedir:

1. Front Line Defenders Esra Mungan, Kıvanç Ersoy ve Muzaffer Kaya'nın  yalnızca insan haklarını savunmak için yürüttükleri barışçıl ve meşru çalışmaları sebebiyle tutulduklarına inanmakta ve derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalarını ve haklarında yürütülen soruşturmanın kapatılmasını talep etmektedir.

2. Barış dilekçesinin imzacılarına ve akademisyenlere yönelik her türlü baskı, taciz ve sindirme eylemleri derhal sona erdirilmelidir.

3. Türkiye'deki tüm insan hakları savunucularının meşru insan hakları faaliyetlerini her türlü şart altında misilleme korkusu olmaksızın ve herhangi bir kısıtlamaya uğramadan yürütebilmeleri garanti altına alınmalıdır.