Back to top

Ayşe Lerzan Caner Conde’nin tutukluluğu devam ederken eşi Doktor Sekouba Conde için ülkesine geri gönderme süreci başlatıldı

Durum: 
Tutuklandı
Vaka Hakkında

Ancak 24 Temmuz 2018’de, Türkiye’de geçerli bir oturma iznine sahip olduğu halde yeniden geri gönderme merkezine alındı.

Dr. Sekouba Conde, kendisi hakkında verilen idari gözetim kararına karşı açılan davanın lehine sonuçlanması üzerine 15 Mayıs 2018’de dokuz aydır tutulduğu Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nden tahliye edildi.

11 Ekim 2017 tarihinde, insan hakları savunucusu Ayşe Lerzan Caner Conde “silahlı terör örgütü üyeliği” ile suçlanarak  tutuklandı. Türkiye’de yasal oturma izni bulunan eşi insan hakları savunucusu Gineli Dr. Sekouba Conde için ise ülkesine geri gönderme süreci başlatıldı. Kendisi, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden mülteci statüsüne sahip olmakla birlikte Türk makamları tarafından verilen ve 2019 yılına kadar geçerli olan çalışma ve oturma iznine de sahip.

Dr. Sekouba Conde Hakkında

hrd_dr_sekouba_conde.jpegAyşe Lerzan Caner Conde ve Dr. Sekouba Conde, Afrikalı göçmen ve mültecilerin sağlık hakkına odaklanan ve Türkiye’nin göçmen ve mültecilere yönelik sağlık politikalarındaki kısıtlılık nedeniyle tıbbi tedaviye erişemeyen göçmen ve mültecilere yardımcı olan Göçmen Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin kurucuları.

21 Şubat 2019
Ayşe Lerzan Caner Conde’nin tutukluluğu devam ederken Dr. Sekouba Conde’den bir süredir haber alınamıyor

Ayşe Lerzan Caner Conde yaklaşık 15 aydır “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla tutuklu yargılanıyor ve şu anda İzmir Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunuyor. Bir sonraki duruşması 28 Mart 2019’da görülecek. Mayıs 2018’de Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nden tahliye edilen eşi Dr. Sekouba Conde ise son olarak Temmuz 2018’de Aydın Geri Gönderme Merkezi’ne kapatılmıştı.

Ayşe Lerzan Caner Conde ve Dr. Sekouba Conde, Afrikalı göçmen ve mültecilerin sağlık hakkına odaklanan ve Türkiye’nin göçmen ve mültecilere yönelik sağlık politikalarındaki kısıtlılık nedeniyle tıbbi tedaviye erişemeyen göçmen ve mültecilere yardım sağlayan Göçmen Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin kurucularıdır.

10 Ocak 2018’de görülen duruşmada, Ayşe Lerzan Caner Conde hakkında ifade veren gizli tanık kendisinin terör örgütü için Arapça çeviri yaptığını iddia etti. Buna karşın Ayşe Lerzan Caner Conde Arapça bilmediğini belirtti. İnsan hakları savunucusu, 15 Şubat 2019’da Bianet’te yayınlanan mektubunda, gizli tanığın yukarıda bahsedilen beyanlarına yer verdi. Ayrıca yine aynı mektupta, 24 Temmuz 2018’de Aydın Geri Gönderme Merkezi’ne kapatılan eşi Dr. Sekouba Conde’den son zamanlarda mektup alamadığını belirtti. Dr. Sekouba Conde’nin hala  Aydın Geri Gönderme Merkezi’nde olup olmadığı kesin olarak bilinmiyor.

4 Ekim 2017 günü, Türkiye’de terör örgütü olarak tanınan Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C) üyesi olmakla suçlanan bir grup kişiye karşı açılmış bir davada, tanıklardan birinin Ayşe Lerzan Caner Conde aleyhine ifade vermesinin ardından insan hakları savunucularının evine polis tarafından baskın yapıldı. Tanık, ifadesinde Ayşe Lerzan Caner Conde’nin bir sempozyumda DHKP-C adına tercüman olarak görev yaptığını iddia etmişti. Ayşe Lerzan Caner Conde, Ekim 2017’den beri tutuklu ve şu anda İzmir Kapalı Kadın Cezaevi’nde bulunuyor.

Polis, Ayşe Lerzan Caner Conde’yi güç kullanarak gözaltına almaya çalışırken, eşi Dr. Sekouba Conde duruma müdahale ederek sorumlu polis memurlarına karşı şikayette bulunacağını belirtti. Bunun üzerine, geri gönderme merkezine gönderilmekle tehdit edildi ve “polise mukavemet etmek” gerekçesiyle gözaltına alındı. Hak savunucuları, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele Şubesi’ne getirildi. Avukatına, Dr. Sekouba Conde’nin serbest bırakılacağı bilgisi verilmesine rağmen İçişleri Bakanlığı’na bağlı olan Göç İdaresi tarafından “kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit” oluşturduğu gerekçesiyle kendisi aleyhine ülkesi Gine’ye geri gönderme süreci başlatıldı.

14 Şubat 2018 tarihinde, Dr. Sekouba Conde’nin avukatı, Dr. Sekouba Conde aleyhine başlatılan geri gönderme sürecinin geçici olarak askıya alındığını öğrendi. 30 Mart tarihinde ise Anayasa Mahkemesi’nin Dr. Sekouba Conde’nin ülkesi Gine’ye geri gönderilemeyeceğine dair tedbir kararını tebliğ aldı.  Dr. Sekouba Conde, kendisi hakkında verilen idari gözetim kararına karşı açılan davanın lehine sonuçlanması üzerine 15 Mayıs 2018’de dokuz aydır tutulduğu Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nden tahliye edildi. Ancak 24 Temmuz 2018’de, Türkiye’de geçerli bir oturma iznine sahip olduğu halde yeniden geri gönderme merkezine alındı. Dr. Sekoube Conde’nin o zamandan beri Aydın Geri Gönderme Merkezi’nde tutulduğu düşünülüyor.

Front Line Defenders, insan hakları savunucuları olarak yürüttükleri meşru faaliyetlere ilişkin olarak hedef alındıklarına inanılan Ayşe Lerzan Caner Conde ve Dr. Sekouba Conde’nin durumundan büyük endişe duymaktadır. Front Line Defenders, Türkiye’deki yetkililere, Ayşe Lerzan Caner Conde’nin derhal serbest bırakılması ve kendisine karşı yöneltilen suçlamaların düşürülmesi, Dr. Sekouba Conde’nin ise yerinin teyit edilmesi ve kendisi aleyhine başlatılan geri gönderme sürecinin, hala devam ediyor ise, derhal durdurulması çağrısında bulunmaktadır.

23 Mayıs 2018
Dr. Sekouba Conde serbest bırakıldı

Dr. Sekouba Conde, kendisi hakkında verilen idari gözetim kararına karşı açılan davanın lehine sonuçlanması üzerine 15 Mayıs 2018’de serbest bırakıldı. Dr. Conde dokuz aydır Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde tutulmaktaydı. Kendisi hakkında verilen sınırdışı kararına karşı açılan dava ise hala idare mahkemesinde devam etmekte.

Ayşe Lerzan Caner Conde ve Dr. Sekouba Conde, Afrikalı göçmen ve mültecilerin sağlık hakkına odaklanan ve Türkiye’nin göçmen ve mültecilere yönelik sağlık politikalarındaki kısıtlılık nedeniyle tıbbi tedaviye erişemeyen göçmen ve mültecilere yardım sağlayan Göçmen Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin kurucularıdır.

4 Ekim 2017 tarihinde, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C) üyesi olmakla suçlanan bir grup kişiye karşı açılmış bir davada, tanıklardan birinin Ayşe Lerzan Caner Conde’ye karşı ifade vermesinin ardından, insan hakları savunucularının evine polis tarafından baskın yapılmıştı. Tanık, ifadesinde Ayşe Lerzan Caner Conde’nin bir sempozyum esnasında DHKP-C adına tercüman olarak görev yaptığını iddia etmişti. İnsan hakları savunucularının evi polis tarafından baskına uğradığı esnada Dr. Sekouba Conde, eşi Ayşe Lerzan Caner Conde’yi polis şiddetine karşı korumaya çalışırken “görevi yaptırmamak için direnme” suçundan gözaltına alınarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele Şubesi’ne getirilmiş ve ülkesine geri gönderilmekle tehdit edilmişti. Dr. Sekouba Conde’nin avukatlarına kendisinin serbest bırakılacağı bilgisi verilmesine rağmen, Dr. Sekouba Conde  hakkında İçişleri Bakanlığı’na bağlı olan Göç İdaresi tarafından Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54 (1): “Aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır” (d): “Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar” bendine dayanılarak geri gönderme süreci başlatılmıştı.

14 Şubat 2018 tarihinde, Dr. Sekouba Conde’nin avukatı, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi tarafından Dr. Sekouba Conde hakkında başlatılan geri gönderme sürecinin geçici olarak askıya alındığını bildirmişti. 30 Mart tarihinde ise Dr. Conde’nin avukatı Anayasa Mahkemesi’nin insan hakları savunucusu Dr. Conde’nin ülkesi Gine’ye geri gönderilemeyeceğine dair tedbir kararını tebliğ almıştı.

Front Line Defenders, Dr. Conde’nin serbest bırakılmasından memnuniyet duymakla birlikte Ayşe Lerzan Caner Conde’nin hala tutuklu bulunmasından endişe duymaktadır.

10 Nisan 2018
Anayasa Mahkemesi Dr. Conde'nin ülkesine geri gönderilemeyeceğine dair tedbir kararı verdi

30 Mart 2018’de, Anayasa Mahkemesi’nin insan hakları savunucusu Dr. Conde’nin ülkesi Gine’ye geri gönderilemeyeceğine dair tedbir kararı, Dr. Conde’nin avukatına tebliğ edildi. Dr. Conde kendisine Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından verilmiş olan mülteci statüsüne ve ayrıca 2019 yılına kadar Türkiye’de oturma ve çalışma iznine sahip bulunuyor. Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen Dr. Conde hala Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde tutuluyor.

14 Şubat 2018
Doktor Sekouba Conde için geri gönderme süreci askıya alındı

14 Şubat 2018 tarihinde, Dr. Sekouba Conde’nin avukatı, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi tarafından Dr. Sekouba Conde hakkında başlatılan geri gönderme sürecinin geçici olarak askıya alındığını bildirdi.

Dr. Conde, yaklaşık olarak 6 aydır Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde tutuluyor. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 57 (3): maddesine göre; “Geri gönderme merkezlerindeki idari gözetim süresi altı ayı geçemez. Ancak bu süre, sınır dışı etme işlemlerinin yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde, en fazla altı ay daha uzatılabilir”. Bu şartlar altında, Dr. Conde’nin avukatı müvekkilinin yakında serbest bırakılacağına inandığını belirtti.

4 Ekim 2017 tarihinde, insan hakları savunucularının evi polis tarafından baskına uğradığı esnada Dr. Sekouba Conde, eşi Ayşe Lerzan Caner Conde’yi polis şiddetine karşı korumaya çalışırken gözaltına alınmıştı. Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanınan Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C) üyesi olmakla suçlanan bir grup insana karşı açılmış bir davaya ilişkin olarak bir tanığın Ayşe Lerzan Caner Conde’ye karşı ifade vermesinin ardından, insan hakları savunularının evine polis tarafından baskın yapılmıştı. Tanık, ifadesinde Ayşe Lerzan Caner Conde’nin bir sempozyum esnasında DHKP-C adına tercüman olarak görev yaptığını iddia etti. Savunucular gözlatına alındıktan sonra, Dr. Sekouba Conde hakkında İçişleri Bakanlığı’na bağlı olan Göç İdaresi tarafından Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54 (1): “Aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır” (d): “Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar” bendine dayanılarak geri gönderme süreci başlatıldı. Dr. Sekouba Conde’nin avukatı, mahkemeye itiraz başvurusunda bulundu; ancak başvuru henüz sonuçlanmadı.

 

18 Ocak 2018
Ayşe Lerzan Caner Conde’nin tutukluluğu devam ederken eşi Doktor Sekouba Conde için ülkesine geri gönderme süreci başlatıldı

16 Ocak 2018 tarihinde, Dr. Sekouba Conde’nin İzmir’de bulunan Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde tutulmaya devam ettiğini doğrulandı. İnsan hakları savunucusundan bir aydır haber alınamıyordu.

11 Ekim 2017 tarihinde, insan hakları savunucusu Ayşe Lerzan Caner Conde “silahlı terör örgütü üyeliği” ile suçlanarak  tutuklandı. Türkiye’de yasal oturma izni bulunan eşi insan hakları savunucusu Gineli Dr. Sekouba Conde için ise ülkesine geri gönderme süreci başlatıldı. Kendisi, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden mülteci statüsüne sahip olmakla birlikte Türk makamları tarafından verilen ve 2019 yılına kadar geçerli olan çalışma ve oturma iznine de sahip.

4 Ekim 2017 günü, Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanınan Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C) üyesi olmakla suçlanan bir grup insana karşı açılmış bir davaya ilişkin olarak bir tanığın Ayşe Lerzan Caner Conde’ye karşı ifade vermesinin ardından insan hakları savunucularının evine polis tarafından baskın yapıldı. Tanık, ifadesinde Ayşe Lerzan Caner Conde’nin bir sempozyum esnasında DHKP-C adına tercüman olarak görev yaptığını iddia etti.

Polis, Ayşe Lerzan Caner Conde’yi  güç kullanarak gözaltına almaya çalışırken, eşi duruma müdahale ederek sorumlu polis memurlarına karşı şikayette bulunacağını belirtti. Bunun üzerine,  Doktor Sekouba geri gönderme merkezine gönderilmekle tehdit edildi ve “polise mukavemet etmek” gerekçesiyle kendisi de gözaltına alındı. Savunucular, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele Şubesi’ne getirildi. Savunucuların avukatlarına Dr. Sekouba Conde’nin serbest bırakılacağı bilgisi verilmesine rağmen kendisi hakkında İçişleri Bakanlığı’na bağlı olan Göç İdaresi tarafından “Yabancılar ve Uluslararası Koruma  Kanunu’nun 54 (1): “Aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır”   (d): “Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar” bendine dayanılarak geri gönderme süreci başlatıldı. Dr. Sekouba Conde’nin avukatı, mahkemeye itiraz başvurusunda bulundu; ancak başvuru henüz sonuçlanmadı.  

11 Ekim 2017 tarihinde, Ayşe Lerzan Caner Conde Istanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından “silahlı terör örgütü üyeliği” suçu kapsamında tutuklanarak Balıkesir T Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Dosyada gizlilik kararı bulunuyor ve soruşturmaya ilişkin bilgi avukatlar ile paylaşılmıyor. Eşi Dr. Sekouba Conde ise İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’ne gönderilmeden önce Istanbul  Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’ne sonrasında ise Kırıkkale Geri Gönderme Merkezi’ne gönderildi. Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’ne gönderildikten sonra ise 1 ay kendisinden haber alınamadı ve ülkesine geri gönderildiği düşünüldü.

16 Ocak 2018 tarihinde, İzmir Barosundan bir avukat, Dr. Sekouba Conde’nin halen İzmir, Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde tutulduğunu bildirdi ve kendisini ziyaret etti. Avukat, Doktor Sekouba Conde’nin telefon etme hakkını kullanamadığını ve bu yüzden de durumu hakkında kimseyi bilgilendirmediği bilgisini paylaştı.

Front Line Defenders, insan hakları savunucuları olarak yürüttükleri meşru faaliyetlere ilişkin olarak hedef alındıklarına inanılan Ayşe Lerzan Caner Conde’nin tutukluluğuna ve Doktor Sekouba Conde’nin ülkesine muhtemel geri gönderilişine ilişkin endişe duymaktadır.

Front Line Defenders Türkiye’deki Yetkililere:

1. Ayşe Lerzan Caner Conde hakkındaki suçlamaların derhal düşürülmesi ve Ayşe Lerzan Caner Conde ile Doktor Sekouba Conde’nin koşulsuz olarak serbest bırakılması;

2. Ayşe Lerzan Caner Conde ve Dr. Sekouba Conde’nin, aile ve avukatlarına erişiminin sağlanması da dahil olmak üzere tutuldukları süre boyunca haklarına saygı duyulması;

3. Dr. Sekouba Conde’ye Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından mülteci statüsü verildiği ve ülkesine geri gönderildiği takdirde tehlike altına girebileceği göz önünde bulundurularak geri gönderme sürecinin durdurulması;

4. Türkiye’deki bütün insan hakları savuncularının korku duymaksızın, engel ve misillemelerle karşılaşmaksızın, her koşulda meşru olarak insan haklarına ilişkin faaliyetlerini sürdürebilmesinin garanti altına alınması çağrısında bulunmaktadır.