Back to top

Halkın Hukuk Bürosu üyesi on dört avukat tutuklandı

Durum: 
Hüküm Verildi
Vaka Hakkında

Halkın Hukuk Bürosu’ndan altısı tutuklu, toplamda 20 avukatın yargılandığı davanın son duruşması 18, 19 ve 20 Mart 2019 tarihlerinde Istanbul 37inci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Davada 18 avukata terörle bağlantılı suçlardan, 3 yıl ile 18 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi. Oya Aslan ile Günay Dağ’ın savunmalarının hala alınamamış olması nedeniyle dosyalarının ayrılmasına karar verildi.

Halkın Hukuk Bürosu Hakkında

halkin_hukuk.jpegHalkın Hukuk Bürosu üyesi ve insan hakları savuncusu olan avukatlar Didem Baydar, Şükriye Erden, Ayşegül Çağatay, Ebru Timtik, Aytaç Ünsal, Zehra Özdemir, Yağmur Ereren, Engin Gökoğlu, Süleyman Gökten, Aycan Çiçek, Naciye Demir, Behiç Aşçı, Barkın Timtik ve Özgür Yılmaz, 20 Eylül 2017 günü  terör örgütüne üye olmak suçuyla tutuklandı. Avukatlar, Gezi Parkı protestoları sırasında bir polis memuru tarafından biber gazı kapsülü ile vurulan ve hayatını kaybeden Berkin Elvan, terörle mücadele operasyonu esnasında evi aranırken bir özel harekat polisi tarafından vurularak öldürülen Dilek Doğan davası gibi baktıkları önemli davalarla tanınıyorlardı. Ayrıca 15 Temmuz 2016 günü gerçekleşen başarısız darbe girişimi sonrası kanun hükmünde kararname ile işlerinden ihraç edilen ve açlık grevine başladıktan sonra tutuklanarak ceza evine konulan iki eğitimci Nuriye Gülmen ve Semih Özakakça’nın da temsilciliğini üstlenmişlerdi. Tutuklanmalar 2 eğitimcinin davalarının görülmeye başlanacağı günden 2 gün önce gerçekleşti.

16 Nisan 2019
Halkın Hukuk Bürosu'ndan 18 avukat 3 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına çarptırıldı

Halkın Hukuk Bürosu’ndan altısı tutuklu, toplamda 20 avukatın yargılandığı davanın son duruşması 18, 19 ve 20 Mart 2019 tarihlerinde Istanbul 37inci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Davada 18 avukata terörle bağlantılı suçlardan, 3 yıl ile 18 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi. Oya Aslan ile Günay Dağ’ın savunmalarının hala alınamamış olması nedeniyle dosyalarının ayrılmasına karar verildi.

18 Mart 2019 tarihli duruşmada, mahkeme başkanı duruşmaya. sanıklardan esasa ilişkin son savunmalarını yapmalarını isteyerek başladı ve ardından duruşma sonunda esasa ilişkin karar verileceğini belirtti. Sanık müdafiileri davanın henüz karar aşamasına gelmediğini belirterek bu karara karşı çıktı. Ayrıca mahkeme heyetine, 7 Aralık 2019 tarihli ara kararında, sanık müdafiilerine kovuşturmanın genişletilmesi taleplerini ve tanık ifadelerine ilişkin beyanlarını sunmak üzere bir sonraki duruşmaya kadar (18 Mart 2019) süre vermiş olduğu hatırlatıldı. Buna rağmen mahkeme heyeti kovuşturmanın genişletilmesi taleplerini “yargılamayı uzatmaya ilişkin” oldukları gerekçesiyle reddetti. Ancak sanık müdafiileri, mahkeme heyetinin savunmanın esasa ilişkin talep ve beyanlarını her aşamada dinlemek durumunda olduğunu, iki duruşma arasında sundukları beyan dilekçelerini de duruşma sırasında sözlü olarak tartışabileceklerini ifade ederek karara itiraz ettiler. Mahkeme heyeti bunun üzerine önceki duruşmada dinlenen tanıklara ilişkin beyanları kabul etmeye karar verdi. Ancak duruşmanın ortasında tekrar fikir değiştirerek sadece kovuşturmanın genişletilmesi yönündeki taleplerin sunulmasına izin verdi. Duruşma boyunca yargılanan insan hakları avukatları ve müdafiileri davada sürecindeki hukuksuzluklara, ve mahkeme heyetinin tarafsızlığının ve adil yargılanma ilkelerinin önemine dikkat çektiklerinde, mahkeme heyeti tarafından “izin almadan almadan konuşmak”, “mahkemenin kararlarına itiraz etmek” ve “mahkeme heyetini itham etmek” gibi gerekçelerle birçok defa uyarıldı. Mahkeme heyeti esas hakkında tartışılacak başka bir husus olmadığını belirterek sanıklardan ertesi gün devam edecek duruşma için esasa ilişkin savunmalarını hazırlamalarını talep etti.

19 Mart 2019 tarihli duruşmada, mahkeme başkanı duruşmaya yine sanıklardan esasa ilişkin son savunmalarını yapmalarını isteyerek başladı ve ardından duruşma sonunda esasa ilişkin karar verileceğini belirtti. Yargılanan insan hakları avukatları ve müdafiileri, mahkeme heyetinin davayı alelacele bitirmeye çalıştığını, mahkeme başkanının duruşma sırasında avukatlara keyfi bir şekilde söz verdiğini ve esasa ilişkin taleplerini sunmalarına izin vermeyerek Ceza Usul Kanununa aykırı bir şekilde davayı yürüttüğünü, bu bağlamda adil yargılanma haklarının ihlal edilmiş olduğunu belirtti. Yargılanan insan hakları avukatları ve müdafiileri bu gerekçelerle mahkeme heyetinin tarafsızlığı yitirdiğini belirterek reddi hakim talebinde bulundu. Reddi hakim taleplerinin gerekçelerini açıklayan Selçuk Kozağaçlı konuşmasını yaptığı sırada, mahkeme başkanı insan hakları avukatının kullandığı ifadelerin mahkeme heyetini suçlayıcı nitelikte olduğunu belirterek Kozağaçlı’yı duruşma salondan attı. Yargılanan diğer insan hakları avukatları ve müdafiileri bu kararı protesto ettiklerinde ise mahkeme heyeti hepsinin dışarı çıkarılmasına karar verdi ve duruşmaya ara verdi. Aranın ardından mahkeme heyeti sanık müdafiilerinin yokluğunda reddi hakim talebini reddetti ve tekrar sanıklardan ertesi gün devam edecek duruşma için esasa ilişkin savunmalarını hazırlamalarını talep etti.

20 Mart 2019 tarihinde, Ahmet Mandacı and Zehra Özdemir dışında yargılanan insan hakları avukatları ve müdafiileri mahkeme heyetinin kararını protesto etmek amacıyla duruşma salonuna girmedi ve esasa ilişkin savunma yapmadı. Mahkeme heyeti sanıkların ve müdafiilerinin yokluğunda, sanıkların esasa ilişkin savunmalarını almadan esasa ilikin kararını açıkladı.

Tutuksuz yargılanan altı insan hakları avukatının, Türk Ceza Kanunu’nun 314-3 ve 227-2 maddeleri uyarınca “örgüte bilerek isteyerek yardım etme” suçundan cezalandırılmasına karar verildi. Bu kişilerden Ayşegül Çağatay, Yağmur Ereren, Didem Baydar Ünsal, Yaprak Türkmen 3 yıl, 9 ay ceza alırken, son duruşmada hazır bulunmaları sebebiyle Ahmet Mandacı ile Zehra Özdemir’in cezalarında indirim yapıldı ve ayrı ayrı 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası almalarına hükmedildi.

Aralarında Selçuk Kozağaçlı ve Engin Gökoğlu’nun da bulunduğu diğer 10 sanık hakkında Türk Ceza Kanununun 314-2 maddesi uyarınca “terör örgütü üyeliğinden” dokuz ile 13 buçuk yıl arasında hapis cezaları verildi. Selçuk Kozağaçlı, 11 yıl 3 ay hapis cezası alırken, Engin Gökoğlu hakkında 10 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildi. Ezgi Çakır da aynı suçlamayla sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı. Eşi firariyken, kendisi yaşça küçük çocuğuna baktığı için ev hapsinde tutulmasına karar verildi.

Barkın Timtik hakkında Türk Ceza Kanununun 314/1 maddesi uyarınca "örgüt kurmak ve yönetmek" suçundan 18 yıl 9 ay hapis cezasına hükmedildi.

Ayrıca duruşmalar sırasında tutuklu yargılanan sanıklardan Selçuk Kozağaçlı, Engin Gökoğlu, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal and Behiç Aşçı, 24 Ocak 2019 tarihinde davadaki hukuksuzlara dikkat çekmek amacıyla devam ettikleri açlık grevini sürdürmekteydi. İnsan hakları avukatları 23 Mart 2019 tarihinde eylemlerinin amacına ulaştığına karar vererek açlık grevini sonlandırdılar.

Front Line Defenders, cezalandırılmalarının insan haklarının savunulmasına ilişkin sürdürdükleri meşru ve barışcıl faaliyetlerle ilişkili olduğuna inandığı bu 18 insan hakları avukatının cezalandırılmasına ilişkin ciddi endişesini dile getirmektedir. 

 

7 Şubat 2019
Halkın Hukuk Bürosu’nun tutuklu avukatları açlık grevine başladı

Halkın Hukuk Bürosu’ndan beş avukatın başlattığı açlık grevi 7 Şubat 2019 tarihinde 15. gününü tamamladı. Halkın Hukuk Bürosu avukatları Selçuk Kozağaçlı, Engin Gökoğlu, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, ve Behiç Aşçı 24 Ocak 2019’da yargılanmakta oldukları davadaki hukuksuzlukları ve yargılama sürecinin bağımsız olmamasını protesto etmek için açlık grevine başladı. Davanın bir sonraki duruşması 18-21 Mart 2019 tarihleri arasında görülecek.

Halkın Hukuk Bürosu avukatları, Gezi Parkı protestoları sırasında bir polis memuru tarafından biber gazı kapsülü ile başından vurularak hayatını kaybeden Berkin Elvan ve terörle mücadele operasyonu esnasında evi aranırken özel harekat polisi tarafından vurularak öldürülen Dilek Doğan davası gibi insan hakları le yakından ilişkili davalarla tanınmaktadır. Halkın Hukuk Bürosu ayrıca olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile işlerinden ihraç edilen ve açlık grevine başladıktan sonra tutuklanarak ceza evine konulan iki eğitimci Nuriye Gülmen ve Semih Özakakça’nın da avukatlığını üstlenmişlerdi.

Tutuklu avukatlardan Behiç Aşçı’nın, 2006 yılında 263 gün süren bir açlık grevine katılması ve Engün Gökoğlu’nun kalp rahatsızlığı olması sebebiyle açlık grevinin ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebileceği belirtiliyor.

Avukatlar, 24 Ocak 2019’da başladıkları açlık grevi ile yargılandıkları davadaki hukuksuzluklara ve yargılama sürecinin bağımsız olmamasına dikkat çekmeyi amaçlıyor. Davanın başlamasından bu yana, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında ciddi şüpheler yaratan birçok olay yaşanmıştı. Örneğin; ilk duruşmanın ardından tüm tutuklu avukatların tahliye edilmesine karar veren mahkeme heyeti görevden alınmış ve tahliye edilen avukatlardan altısı yeniden tutuklanmıştı. Bunun yanı sıra duruşmada ifade veren tanıkların bir kısmı görüntüleri olmaksızın ve sesleri değiştirilerek dinlenmiş ve dinlenen tanıkların kimlikleri ile özgür iradeleri hakkında ciddi şüphe oluşmuş ve ayrıca duruşmalar sırasında avukatların sözleri mahkeme heyetince sık sık kesilmiş ve  avukatlar birkaç defa salondan dışarı çıkarılmıştı.

2017 yılının Eylül ayından Aralık ayına kadar olan dönemde, Halkın Hukuk Bürosu’ndan 17 avukat İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’nin kararı üzerine tutuklanmıştı. Tutuklanan 17 avukatın da aralarında bulunduğu toplam 20 avukat, cezaevindeki müvekkillerini ziyaret etmek gibi avukatlıkla doğrudan ilişkili faaliyetleri gerekçe gösterilerek “terör örgütü üyesi olmak” ve “terör örgütü yöneticisi olmak” ile suçlanmıştı. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, 14 Eylül 2018’de yaklaşık bir senedir tutuklu bulunan 17 avukatın tahliyesine karar vermiş, tutuklu avukatlar ertesi gün sabah erken saatlerde tahliye edilmişti. Ancak savcının karara itiraz etmesi üzerine Mahkeme aradan 24 saat geçmeden kendi kararından dönerek tahliye edilen 17 avukattan 12’sinin yeniden tutuklanmasına karar vermişti.

Mahkemenin yeniden tutuklama kararı sonrasında Selçuk Kozağaçlı, Engin Gökoğlu, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç Aşçı ve Ahmet Mandacı, yeniden tutuklanırken altı avukat hakkındaki tutuklamaya yönelik yakalama kararları icra edilmemiştir. Diğer beş avukatın tahliyesine yönelik itiraz ise Mahkeme tarafından reddedilmiş böylece Yaprak Türkmen, Yağmur Ereren Evin, Didem Baydar Ünsal, Ayşegül Çağatay ve Zehra Özdemir’in tahliyesi onaylanmıştır. Aralık 2018’de ise Ahmet Mandacı ev hapsi şartıyla Mahkeme tarafından tahliye edilmiştir.

20 avukata karşı açılan ceza davası hala devam etmektedir ve bir sonraki duruşma 18-21 Mart 2019 tarihleri arasında görülecektir. Davada yargılanan 20 avukattan 17’si “terör örgütü üyesi olmak” ile suçlanırken 3 avukat ise “terör örgütü yöneticisi olmak” ile suçlanmaktadır.

7 Aralık 2018
Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından biri tahliye edilirken beşi hakkında tutukluluğun devamına karar verildi

Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının yargılandığı davanın ikinci duruşması 3-5 Aralık 2018 tarihleri arasında Silivri Hapishane Kampüsü’nde görüldü. Mahkeme Ahmet Mandacı’nın tahliye edilmesine ve kendisi hakkında ev hapsi tedbiri uygulanmasına karar verdi. Selçuk Kozağaçlı, Engin Gökoğlu, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, ve Behiç Aşçı’nın ise tutukluluğunun devamına karar verildi. Mahkeme ayrıca Eylül 2018’de tahliye edilen altı avukat hakkında adli kontrol tedbirinin sıkılaştırılarak haftada iki kere imza vermelerine karar verdi. Bir sonraki duruşma 18-21 Mart 2019 tarihleri arasında görülecek. Davada yargılanan 20 avukattan 17’si “terör örgütü üyesi olmak” ile suçlanırken 3 avukat ise “terör örgütü yöneticisi olmak” ile suçlanıyor.

Halkın Hukuk Bürosu avukatları, Gezi Parkı protestoları sırasında bir polis memuru tarafından biber gazı kapsülü ile başından vurularak hayatını kaybeden Berkin Elvan ve terörle mücadele operasyonu esnasında evi aranırken özel harekat polisi tarafından vurularak öldürülen Dilek Doğan davası gibi davalarla tanınmaktadır. Halkın Hukuk Bürosu avukatları ayrıca olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile işlerinden ihraç edilen ve açlık grevine başladıktan sonra tutuklanarak ceza evine konulan iki eğitimci Nuriye Gülmen ve Semih Özakakça’nın da avukatlığını üstlenmişlerdi. Büro’nun avukatlarından Selçuk Kozağaçlı ayrıca Soma davasının avukatlığını yapmaktadır.

3-5 Aralık 2018 tarihleri arasında görülen ikinci duruşmada mahkeme, iddia makamının tanıklarını dinlerken yargılanan avukatlar da beyanlarını sundu. Duruşmada daha önce dosyaya bakan mahkeme başkanından farklı bir hakim mahkeme başkanı sıfatıyla hazır bulundu. Daha önce dosyadan sorumlu olan mahkeme başkanı, 14 Eylül 2018’de tüm tutuklu avukatların tahliyesine karar vermesi üzerine davadan alınmış ve yerine yeni hakim geçmişti. Duruşma sırasında, Halkın Hukuk Bürosu avukatları, mahkeme başkanının tarafsız olmaması sebebiyle hakimin reddi talebinde bulundu; ancak bu talep mahkeme tarafından reddedildi. 3 gün süren oturumlar boyunca yargılanan avukatlar ve onların hukuki temsilcileri “söz almadan konuşmak”, “mahkemenin kararlarına itiraz etmek” ve “tanıklara soru sormak” gibi gerekçelerle birçok defa duruşma salonunda atıldı. Bunun yanı sıra, duruşmanın ilk günü, İzmir Barosu Başkanı tutuklu avukatlara eliyle uzaktan selam verdiği sırada bir jandarma görevlisi kendisini eliyle itti ve daha sonra çıkan kargaşada jandarma görevlisi Baro Başkanı’na yumruk attı.

İfade veren bir gizli tanık suçlamalar yönelttiği Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının ismini hatırlayamadı. Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan ve yüzünü göstermeyi reddeden diğer bir tanık ise terör örgütünün iç yapısına ilişkin bilgiler verdiği halde Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının bu örgütle nasıl olduğuna dair bilgi sunmadı.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, bir hafta süren duruşmaların ardından 14 Eylül 2018’de yaklaşık bir senedir tutuklu bulunan 17 avukatın tahliyesine karar vermişti. Tutuklu avukatlar ertesi gün sabah erken saatlerde tahliye edilmiş; ancak savcının karara itiraz etmesi üzerine 37. Ağır Ceza Mahkemesi aradan 24 saat geçmeden kendi kararından dönerek tahliye edilen avukatlardan 12’sinin yeniden tutuklanmasına karar vermişti. Halkın Hukuk Bürosu’ndan altı avukat, Selçuk Kozağaçlı, Engin Gökoğlu, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç Aşçı ve Ahmet Mandacı, yeniden tutuklanırken altı avukat hakkında ise hala tutuklamaya yönelik yakalama kararı bulunuyor. Mahkeme diğer beş avukatın tahliyesine yönelik itirazı reddederek Yaprak Türkmen, Yağmur Ereren Evin, Didem Baydar Ünsal, Ayşegül Çağatay ve Zehra Özdemir’in tahliyesi onaylamış oldu. Toplamda 20 avukatın yargılandığı ceza davası devam ediyor.

27 Kasım 2018
Halkın Hukuk Bürosu davasının duruşmaları 3-7 Aralık arasında görülecek

Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının yargılandığı davanın duruşması 3-7 Aralık 2018 tarihleri arasında saat 10’da Silivri Hapishane Kampüsü’nde görülecek. Davada yargılanan 20 avukattan 17’si “terör örgütü üyesi olmak” ile suçlanırken 3 avukat ise “terör örgütü yöneticisi olmak” ile suçlanıyor. Davada yargılanan 20 avukattan altı tanesi tutuklu yargılanıyor.

Halkın Hukuk Bürosu avukatları, Gezi Parkı protestoları sırasında bir polis memuru tarafından biber gazı kapsülü ile başından vurularak hayatını kaybeden Berkin Elvan ve terörle mücadele operasyonu esnasında evi aranırken özel harekat polisi tarafından vurularak öldürülen Dilek Doğan davası gibi önemli davalarla tanınmaktadır. Halkın Hukuk Bürosu avukatları ayrıca olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile işlerinden ihraç edilen ve açlık grevine başladıktan sonra tutuklanarak ceza evine konulan iki eğitimci Nuriye Gülmen ve Semih Özakakça’nın da avukatlığını üstlenmişlerdi. Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Selçuk Kozağaçlı ayrıca Soma davasının avukatlığını yapmaktadır.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, bir hafta süren duruşmaların ardından 14 Eylül 2018’de yaklaşık bir senedir tutuklu bulunan 17 avukatın tahliyesine karar verdi. Tutuklu avukatlar ertesi gün sabah erken saatlerde tahliye edildi. Ancak savcının karara itiraz etmesi üzerine 37. Ağır Ceza Mahkemesi aradan 24 saat geçmeden kendi kararından dönerek tahliye edilen avukatlardan 12’sinin yeniden tutuklanmasına karar verdi. Bugüne kadar Halkın Hukuk Bürosu’ndan altı avukat, Selçuk Kozağaçlı, Engin Gökoğlu, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç Aşçı ve Ahmet Mandacı, yeniden tutuklanırken altı avukat hakkında daha tutuklamaya yönelik yakalama kararı bulunuyor. Mahkeme diğer beş avukatın tahliyesine yönelik itirazı reddederek Yaprak Türkmen, Yağmur Ereren Evin, Didem Baydar Ünsal, Ayşegül Çağatay ve Zehra Özdemir’in tahliyesi onaylanmış oldu. Ceza davası ise tüm avukatlara karşı devam ediyor.

18 Eylül 2018
Halkın Hukuk Bürosu avukatları yeniden tutuklandı

15 ile 17 Eylül tarihleri arasında, Halkın Hukuk Bürosu’ndan altı avukat İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı üzerine tutuklandı. 10 ila 14 Eylül tarihlerinde görülen duruşmaların ardından 14 Eylül’de Mahkeme, yaklaşık bir senedir tutuklu bulunan 17 avukatın tahliyesine karar verdi ve avukatlar ertesi gün sabah erken saatlerde tahliye edildi. Savcının karara itiraz etmesi üzerine 37. Ağır Ceza Mahkemesi aradan 24 saat geçmeden kendi kararından dönerek tahliye edilen avukatlardan 12’sinin yeniden tutuklanmasına karar verdi. Savcının diğer beş avukatın tahliyesine itirazı ise reddedildi. Böylece Yaprak Türkmen, Yağmur Ereren Evin, Didem Baydar Ünsal, Ayşegül Çağatay ve Zehra Özdemir’in tahliyesi onaylanmış oldu.

2017 yılının Eylül ayından Aralık ayına kadar olan dönemde, Halkın Hukuk Bürosu’ndan 17 avukat İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’nin kararı üzerine tutuklanmıştı. Tutuklanan 17 avukat, ikamet yerlerinden ve ailelelerinden uzakta, 7 farklı cezaevinde tutuluyordu. Aynı davada yargılanan 20 avukattan 17’si, DHKP-C’nin üst düzey yöneticilerinden aldıkları talimatları tutuklu, hükümlü bulunan veya dışarıda faaliyet gösteren örgüt mensuplarına iletmek suretiyle “terör örgütü üyesi olmak” ile suçlanırken 3 avukat ise “terör örgütü yöneticisi olmak” ile suçlanmıştı.

Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının yargılandığı davanın duruşması 10 Eylül tarihinde başladı ve yargılanan avukatlar İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi önünde ifadelerini verdi. 14 Eylül’e kadar devam eden duruşmaların sonunda Mahkeme, tutuklu bulunan 17 avukatın tahliyesine karar verdi ve avukatlar ertesi gün sabah erken saatlerde tahliye edildi. Savcının karara itiraz etmesi üzerine 37. Ağır Ceza Mahkemesi kendi kararından dönerek tahliye edilen avukatlardan 12’sinin yeniden tutuklanmasına karar verdi.

Engin Gökoğlu, Aycan Çelik, Aytaç Ünsal, Behiç Aşçı ve Ahmet Mandacı, aynı gün gözaltına alınarak ifade vermek üzere 16 Eylül’de nöbetçi mahkemeye çıkarıldı. Beş avukat, duruşmanın ardından mahkeme tarafından tutuklandı. Duruşma sırasında salonda bulunan terörle mücadele şubesinden yaklaşık 20 polis memurunun salondan çıkarılması talebi mahkeme tarafından reddedildi. Duruşma salonunda bulunan polis memurları arasında soruşturma dosyasını hazırlayan ve ayrıca avukatlara karşı kötü muamelede bulunduğu iddia edilen polis memurları da yer alıyordu.

Hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı verilen avukatlardan biri olan Selçuk Kozağaçlı da 16 Eylül’de gözaltına alınarak 17 Eylül’de ifadesi alınmak üzere İstanbul Adliyesi’ne getirildi. Davaya bakan ve tahliye kararını veren 37. Ağr Ceza Mahkemesi başkanının raporlu olduğunun belirtilmesi üzerine duruşma 29. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı tarafından görüldü. 10 dakika süren duruşmanın ardından Selçuk Kozağaçlı tutuklandı. Selçuk Kozağaçlı’nın da tutuklanmasıyla birlikte bugüne kadar Halkın Hukuk Bürosu’ndan altı avukat yeniden tutuklanmış oldu. Altı avukat hakkında daha tutuklamaya yönelik yakalama kararı bulunuyor.

7 Eylül 2018
Tutuklu Halkın Hukuk Bürosu avukatları duruşmalara katılacak

5 Eylül 2018’de, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi tutuklu Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının 10 ile 14 Eylül arasında görülecek duruşmalara getirilmesine hükmetti. Tutuklu avukatlar, Mahkeme’nin duruşmaya getirilme taleplerini reddetmesi üzerine 3 Eylül günü açlık grevine başladıklarını duyurmuşlardı.

2017 yılının Eylül ayından Aralık ayına kadar olan dönemde, Halkın Hukuk Bürosu’ndan 17 avukat İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’nin kararı üzerine tutuklanmıştı. Tutuklanan 17 avukat hala ikamet yerlerinden ve ailelelerinden uzakta, 7 farklı cezaevinde tutuluyor. Yargılanan avukatlardan 17’si, DHKP-C’nin üst düzey yöneticilerinden aldıkları talimatları tutuklu, hükümlü bulunan veya dışarıda faaliyet gösteren örgüt mensuplarına iletmek suretiyle “terör örgütü üyesi olmak” ile suçlanırken 3 avukat ise “terör örgütü yöneticisi olmak” ile suçlanıyor.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, yaklaşık bir yıldır tutuklu bulunan avukatların, bulundukları hapishanelerden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile ifadelerinin alınmasına karar vermişti. Tutuklu avukatlardan yalnızca İstanbul Silivri Cezaevi’nde tutulan Selçuk Kozağaçlı ve Yaprak Türkmen duruşmaya bizzat katılmasına hükmedilmişti. SEGBİS ile ifade vermeyi reddeden tutuklu avukatlar mahkemenin kararına itiraz etmişti. Ancak mahkeme, “yol masrafı, yol mesafesinin uzunluğu ve güvenlik” gerekçeleriyle yapılan itirazı reddetmişti. 3 Eylül 2018’de tutuklu avukatlar mahkemenin bu kararını protesto etmek amacıyla açlık grevine başladıklarını açıkladı. Avukatların bu kararını takiben, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Eylül’de verdiği kararla tutuklu avukatların duruşmaya bizzat getirilmelerine hükmetti. Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının yargılandığı davanın duruşması, 10 ile 14 Eylül tarihleri arasında saat 10’da Bakırköy Adliyesi’nde zemin katta bulunan büyük duruşma salonunda görülecek.

Davada tutuksuz yargılanan bir avukat Bianet’e yaptığı açıklamada, SEGBİS uygulamasının “adil yargılanma hakkının önünde engel” oluşturduğunu ve sanığın kendisi hakkındaki suçlamalara hakim olma ve delillere doğrudan temas edebilme ile avukatına soru sorabilme imkanlarından mahrum edildiğini belirtmişti. Bunun yanı sıra SEGBİS uygulamasının “sanıksız savunmasız yargılamanın” önünü açtığını ve sanığın sadece kendisinin ifadesi esnasında mahkemeyi ufak ekrandan gördüğünü ve bağlantı kesilse de yargılamaya devam edildiğini belirtmişti.

29 Haziran 2018
Halkın Hukuk Bürosu davasında duruşmalar Eylül ayında görülecek

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, Halkın Hukuk Bürosu’ndan 20 avukatın yargılandığı dosyada iddianameyi 11 Nisan 2018 tarihinde kabul etti. İddianamede Halkın Hukuk Bürosu’nun DHKP-C’nin bir alt yapılanması olduğu iddia ediliyor. Mahkeme ayrıca duruşmaların 10 ila 14 Eylül tarihleri arasında saat 10’da Bakırköy Adliye’sinde görülmesine karar verdi.

2017 yılının Eylül ayından Aralık ayına kadar olan dönemde Halkın Hukuk Bürosu’ndan 17 avukat İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’nin kararı üzerine tutuklanmıştı. Halkın Hukuk Bürosu avukatları Selçuk Kozağaçlı, Ebru Timtik, Didem Baydar Ünsal, Ahmet Mandacı, Aycan Çiçek, Ayşegül Çağatay, Aytaç Ünsal, Behiç Aşçı, Engin Gökoğlu, Ezgi Çakır, Günay Dağ, Naciye Demir, Süleyman Gökten, Şükriye Erden, Yağmur Erener Evin, Yaprak Türkmen ve Zehra Özdemir “terör örgütü üyesi olmak” ile suçlanırken Oya Arslan, Barkın Timtik ve Özgür Yılmaz ise “Terör örgütü yöneticisi olmak” ile suçlanıyor. Tutuklanan 17 avukat hala ikamet yerlerinden ve ailelelerinden uzakta, farklı cezaevlerinde tutuluyorlar.

Eylül 2017’den beri Halkın Hukuk Bürosu’na 12 Eylül 2017, 18 Aralık 2017 ve 20 Nisan 2018 tarihlerinde üç kere polis baskını düzenlendi. Halkın Hukuk Bürosu’nun verdiği bilgiye göre 20 Nisan tarihli polis baskınında Halkın Hukuk Bürosu ile aynı apartmanda bulunan ancak büroyle ilişkisi olmayan 11 daire polis tarafından basıldı ve bazılarının kapısı kırıldı.

Yaklaşık bir yıldır tutuklu bulunan avukatlar mahkemenin verdiği karar uyarınca duruşmaya SEGBİS ile bağlanacaklar. Tutuklu avukatlardan yalnızca İstanbul Silivri Cezaevi’nde tutulan Selçuk Kozağaçlı ve Yaprak Türkmen duruşmaya bizzat katılacaklar. Tutuklu avukat Ahmet Mandacı, Cumhuriyet Gazetesi’ne gönderdiği mektupta “1 sene tutuklu kaldıktan sonra ilk defa mahkeme heyetini, duruşma salonuna 350 km uzakta, Edirne F Tipi Cezaevi’nin SEGBİS odasında yarım metrekarelik camekândan” görecek olmalarını eleştirdi. Ahmet Mandacı ayrıca diğer tüm avukatlara iddianame gönderilirken kendisine gönderilmediğini de ifade etti. Kendisi, 20 Eylül 2017 tarihinde adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış; ancak 10 gün sonra savcının talebiyle yeniden tutuklanmıştı.

Halkın Hukuk Bürosu avukatlarıyla beraber tutuklanan bir stajyer avukat ise yine Cumhuriyet Gazetesi’ne gönderdiği mektupta, “uygulanmayan sohbet hakkının uygulanmasını talep ettiği” ve “izolasyon politikasına karşı çıktığı” için hapishane yönetiminin kendisine 100 ay ziyaretçi yasağı cezası verdiğini belirtti. Yine aynı mektupta stajyer avukat, Avukat Selçuk Kozağaçlı ve Yaprak Türkmen’e uygulanan tecritin sona erdirilmesi için Adalet Bakanlığı’na, Silivri Hapishanesi Müdürlüğü’ne, savcılara ve mahkemelere dilekçe yazdığını; ancak bu konunun kendi sorumluluklarında olmadığı şeklinde cevaplar aldığını ifade etti. Ayrıca Selçuk Kozağaçlı’ya yazdığı mektupların Silivri Cezaevi tarafından kendisine iletilmediğini de belirtti. Avukat Selçuk Kozağaçlı ve Yaprak Türkmen tutuklandıkları Eylül 2017 tarihinden beri Silivri Cezaevi’nde tecrit koşullarında tutuluyor.

30 Mart 2018
Halkın Hukuk Bürosu avukatlarına karşı iddianame hazırlandı

27 Mart 2018 tarihinde, Halkın Hukuk Bürosu’ndan 20 tutuklu avukat için hazırlanan iddianame, İstanbul Başsavclığı, Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcılığı tarafından tamamlanarak İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

İddianamede, Halkın Hukuk Bürosu’nun Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanınan Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Cephesi (DHKP-C) terör örgütünün alt yapılanmalarından biri olduğu iddia edildi. İddianamede, ayrıca Halkın Hukuk Bürosu’nun DHKP-C’nin Merkezi Komite olarak bilinen üst yönetimimin talimatıyla kurulduğu ve mensuplarının üst düzey yöneticilerinin talimatları ile hareket ettikleri belirtildi.

Avukatlar, Selçuk Kozağaçlı, Ebru Timtik, Didem Baydar Ünsal, Ahmet Mandacı, Aycan Çiçek, Ayşegül Çağatay, Aytaç Ünsal, Behiç Aşçı, Engin Gökoğlu, Ezgi Çakır, Günay Dağ, Naciye Demir, Süleyman Gökten, Şükriye Erden, Yağmur Erener Evin, Yaprak Türkmen ve Zehra Özdemir’in DHKP-C’nin üst düzey yöneticilerinden aldıkları talimatları tutuklu, hükümlü bulunan veya dışarıda faaliyet gösteren örgüt mensuplarına ilettikleri belirtildi. Bu avukatlar “ Terör örgütü üyesi olmak” ile suçlanırken Avukatlar, Oya Arslan, Barkın Timtik ve Özgür Yılmaz “Terör örgütü yöneticisi olmak” ile suçlandı.

2017 yılının Eylül ayından Aralık ayına kadar olan dönemde Halkın Hukuk Bürosu üyesi birçok avukat İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’nin kararı üzerine tutuklanmıştı. Avukatlar, Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanınan Devrim Halkın Kurtuluş Partisi (DHKP-C) üyesi olmakla suçlanmış ve tutuklandıktan sonra ikamet yerlerinden ve ailelelerinden uzakta bulunan farklı cezaevlerine gönderilmişlerdi.

6 Mart 2018
Halkın Hukuk Bürosu avukatlarına yönelik kötü muamele devam ediyor

26 Şubat 2018 tarihinde, Halkın Hukuk Bürosu tutuklu bulunan avukatlarından Süleyman Gökten’in Tekirdağ 1 No’lu Cezaevi’nde gardiyanlar tarafından darp edildiğini bildirdi.

Paylaşılan bilgilere göre, yaklaşık olarak 50 gardiyan, avukatın ve diğer tutukluların bulunduğu hücreye girerek içeride bulunan kişileri darp etti.

Halkın Hukuk Bürosu’ndan Süleyman Gökten’i ve darp edilen diğer tutukluları ziyaret eden bir avukat, hücrelerin son derece kötü durumda, bakımsız ve pis olduğunu bildirdi.

Tutuklu bulunan avukatların tutukluluk koşullarına bir başka örnek ise; 2 Mart 2018 tarihinde, Halkın Hukuk Bürosu üyesi ve Düzce T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan avukatlardan Ayçan Çiçek Cumhuriyet Gazetesi’ne bir mektup yazarak tutukluluk koşullarının son derece kötü olduğundan bahsetti. Kendisi, Halkın Hukuk Bürosu üyesi Ayşegül Çağatay ile birlikte cezaevine ilk getirildiklerinde konuldukları hücrede, su, masa sandalye, kaşık, çatal ve hatta yatak gibi gerekli hiçbir şeyin sağlanmadığını, koşulları protesto ettiklerinde ise tutuldukları hücreyi temizleyebilmeleri için bazı ekipmanların kendilerine sağlandığını belirtti. Avukat Yaprak Türkmen ve Avukat Selçuk Kozağaçlı ise halen tecritte tutuluyor.

Halkın Hukuk Bürosu, ayrıca tutuklu bulunan avukatlara yönelik olarak keyfi disiplin cezalarının uygulanmaya devam ettiğini, ziyaret yasağı getirildiğini ve kitaplara erişimin engellendiğini belirtti.

2017 yılının Eylül ayından Aralık ayına kadar olan dönemde Halkın Hukuk Bürosu üyesi birçok avukat İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’nin kararı üzerine tutuklanmıştı. Avukatlar, Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanınan Devrimci Halkın Kurtuluş Partisi (DHKP-C) üyesi olmakla suçlanmış ve tutuklandıktan sonra ikamet yerlerinden ve ailelelerinden uzakta bulunan farklı cezaevlerine gönderilmişlerdi.

4 Aralık 2017
Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının aile üyesi gözaltına alındı

29 Kasım 2017 tarihinde, tutuklu avukatlardan Ebru Timtik ve Barkın Timtik’in teyzesi Sultan Kaya “terör propagandası yapmak” suçlamasıyla gözaltına alındı. Kendisi, İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde oturma eylemi başlatarak “Çocuklarım Ebru ve Barkın Timtik’i serbest bırakın. Avukatlara özgürlük” yazılı bir pankart açmış ve polis tarafından gözaltına alınmıştı. Sultan Kaya, Cumhuriyet Başsavcılığına iddianamenin bir an önce hazırlanması ve duruşma tarihinin derhal belirlenmesi için dilekçe veren tutuklu Halkın Hukuk Bürosu üyesi avukat ve insan hakları savunucularının aile üyeleri arasındaydı.

20 Eylül 2017 günü, Halkın Hukuk Bürosu’ndan 14 avukat Didem Baydar, Şükriye Erden, Ayşegül Çağatay, Ebru Timtik, Aytaç Ünsal, Zehra Özdemir, Yağmur Ereren, Engin Gökoğlu, Süleyman Gökten, Aycan Çiçek, Naciye Demir, Behiç Aşçı, Barkın Timtik ve Özgür Yılmaz, 12 Eylül 2017 tarihide gözaltına alındıktan sonra Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanınan DHKP-C üyesi olmakla suçlanmıştı.  Aynı tarihte gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan Avukat Ahmet Mandacı  ise 30 Eylül 2017 günü tekrar tutuklanmıştı.

Tutuklu avukatlar, Gezi Parkı protestoları sırasında bir polis memuru tarafından biber gazı kapsülü ile vurulan ve hayatını kaybeden Berkin Elvan, terörle mücadele operasyonu esnasında evi aranırken bir özel harekat polisi tarafından vurularak öldürülen Dilek Doğan davası gibi baktıkları önemli davalarla tanınıyorlardı. Ayrıca, 15 Temmuz 2016 günü gerçekleşen başarısız darbe girişimi sonrası bir Kanun Hükmünde Kararname ile işlerinden ihraç edilen ve açlık grevine başladıktan sonra tutuklanarak ceza evine konulan iki eğitimci Nuriye Gülmen ve Semih Özakakça’nın da temsilciliğini üstlenmişlerdi.

3 Kasım 2017 günü, Halkın Hukuk Bürosu, Tekirdağ 2 No’lu Cezaevinde tutuklu bulunan Avukat Engin Gökoğlu’nun cezaevi görevlileri tarafından işkenceye maruz kaldıktan sonra ameliyat olması gerektiği bilgisini paylaşmıştı. Kendisi şu anda bir hücrede tutuluyor ve ameliyat olmayı bekliyor, ayrıca  kişisel eşyalarının hiçbirisine erişimi sağlanmıyor.

6 Kasım 2017 günü, Büro, tutuklu avukatlara yönelik bazı adaletsiz uygulamaların gerçekleştiğini de bildirdi. Büroya göre, insan hakları savunucularının dilekçeleri cevaplanmıyor ve hapishane yönetimleri tarafından ilgili makamlara da gönderilmiyor. Bolu T Tipi Cezaevinde tutulan ve tutuklu 14 avukattan biri olan Barkın Timtik, kendisine verilen bir aylık görüş yasağı cezasına bir dilekçeyle itiraz ettiği halde dilekçesi hiçbir şekilde ilgili makama ulaştırılmadığı için cezası itiraz gerçekleştirmediği gerekçe gösterilerek onandı. Barkın Timtik ve kendisiyle birlikte aynı cezaevinde tutuklu bulunan 2 meslektaşı, cezaevinde izin verilen kitap sayısı ve bazı siyasi dergilere getirilen yasaklar olmak üzere bir dizi kısıtlama ile karşı karşıyalar. Tutuklu bulunan bütün avukatlara ilişkin dosyada ise gizlilik kararı mevcut ve soruşturmaya ilişkin hiçbir bilgi de verilmiyor. Avukat Ahmet Mandacı ve meslektaşı Özgür Yılmaz tutukluluklarının başlangıcından bu yana tecritte tutuluyorlar.

Front Line Defenders, Türkiye’de başkalarının haklarını savunmak üzere gerçekleştirdikleri barışcıl faaliyetlerinin bir sonucu olarak insan hakları savunucularına yönelik devam eden taciz ve tutuklamaları kınamaktadır.

7 Kasım 2017
Tutuklu bulunan Halkın Hukuk Bürosu avukatlarına karşı haksız Uygulamalar

6 Kasım 2017 tarihinde, Halkın Hukuk Bürosu, tutuklu meslektaşlarının dilekçelerinin keyfi ve adaletsiz şekilde ele alındığını bildirdi. Büroya göre insan hakları savunucularının dilekçeleri cevaplanmıyor ve hapishane yönetimleri tarafından ilgili makamlara da gönderilmiyor. Bolu T Tipi Cezaevinde tutulan ve tutuklu 14 avukattan biri olan Barkın Timtik, kendisine verilen bir aylık görüş yasağı cezasına bir dilekçeyle itiraz ettiği halde dilekçesi hiçbir şekilde ilgili makama ulaştırılmadığı için cezası itiraz gerçekleştirmediği gerekçe gösterilerek onandı. Barkın Timtik ve kendisiyle birlikte aynı cezaevinde tutuklu bulunan 2 meslektaşı, cezaevinde izin verilen kitap sayısı ve bazı siyasi dergilere getirilen yasaklar olmak üzere bir dizi kısıtlama ile karşı karşıyalar. Tutuklu bulunan bütün avukatlara ilişkin dosyada ise gizlilik kararı mevcut ve soruşturmaya ve suçlamalara ilişkin hiçbir bilgi de verilmiyor.

Diğer avukatlardan 10 gün sonra tutuklanan Halkın Hukuk Bürosu’ndan Ahmet Mandacı ve 20 Eylül 2017 tarihinde tutuklanan meslektaşı Özgür Yılmaz ise tutuklandıklarından bu yana tecritte tutuluyorlar.

Halkın Hukuk Bürosu’ndan 14 avukat 20 Eylül 2017 tarihinde İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’nin kararı üzerine tutuklanmıştı. Avukatlar, Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanınan Devrim Halkın Kurtuluş Partisi (DHKP-C) üyesi olmakla suçlanmıştı. Avukatlar, ikamet yerlerinden ve ailelelerinden uzakta bulunan farklı cezaevlerine gönderildiler.

Avukatlardan Behiç Aşçı ve Aytaç Ünsal Burhaniye T Tipi, Şükriye Erden ve Didem Ünsal Karabük T Tipi, Naciye Demir, Barkın Timtik ve Zehra Özdemir Bolu T Tipi, Yağmur Evin ve Ebru Timtik Balıkesir T Tipi, Ayşegül Çağatay, ve Aycan Çiçek Düzce T Tipi, Özgür Yılmaz ve Ahmet Mandacı Edirne F Tipi, Süleyman Gökten Tekirdağ 1 No’lu ve Engin Gökoğlu Tekirdağ 2 No’lu Cezaevlerine gönderildi.

 

 

27 Eylül 2017
Halkın Hukuk Bürosu üyesi on dört avukat tutuklandı

12 Eylül 2017 günü gözaltına alınan on altı avukattan ondördü, 20 Eylül 2017 günü “terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla tutuklandı.

Acil Eylem Çağrısını İndir (PDF)

Halkın Hukuk Bürosu üyesi ve insan hakları savuncusu olan avukatlar Didem Baydar, Şükriye Erden, Ayşegül Çağatay, Ebru Timtik, Aytaç Ünsal, Zehra Özdemir, Yağmur Ereren, Engin Gökoğlu, Süleyman Gökten, Aycan Çiçek, Naciye Demir, Behiç Aşçı, Barkın Timtik ve Özgür Yılmaz, 20 Eylül 2017 günü  terör örgütüne üye olmak suçuyla tutuklandı. Avukatlar, Gezi Parkı protestoları sırasında bir polis memuru tarafından biber gazı kapsülü ile vurulan ve hayatını kaybeden Berkin Elvan, terörle mücadele operasyonu esnasında evi aranırken bir özel harekat polisi tarafından vurularak öldürülen Dilek Doğan davası gibi baktıkları önemli davalarla tanınıyorlardı. Ayrıca 15 Temmuz 2016 günü gerçekleşen başarısız darbe girişimi sonrası kanun hükmünde kararname ile işlerinden ihraç edilen ve açlık grevine başladıktan sonra tutuklanarak ceza evine konulan iki eğitimci Nuriye Gülmen ve Semih Özakakça’nın da temsilciliğini üstlenmişlerdi. Tutuklanmalar 2 eğitimcinin davalarının görülmeye başlanacağı günden 2 gün önce gerçekleşti.

11-12 Eylül 2017 günü gece yarısı polis İstanbul ve Ankara’da bulunan Halkın Hukuk Bürosu ofislerine ve üye avukatların evlerine baskın düzenledi. Gözaltına alınan avukatlar Behiç Aşçı, Barkın Timtik, Ebru Timtik, Aytaç Ünsal, Naciye Demir, Ezgi Çakır, Süleyman Gökten, Didem Baydar Ünsal, Ayşegül Çağatay, Şükriye Erdem, Engin Gökoğlu, Özgür Yılmaz, Ahmet Mandacı, Yağmur Ereren, Zehra Özdemir ve Aycan Çiçek 20 Eylül 2017 tarihinde ifadeleri alındıktan sonra tutuklanma talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Ahmet Mandacı and Ezgi Gökten serbest bırakılırken diğer avukatlar “terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklandı.

Avukatlar, Türkiye’nın farklı illerinde bulunan cezaevlerine gönderildiler. Avukatlardan Behiç Aşçı ve Aytaç Ünsal Burhaniye T Tipi, Şükriye Erden ve Didem Ünsal Karabük T Tipi, Naciye Demir, Barkın Timtik ve Zehra Özdemir Bolu T Tipi, Yağmur Evin ve Ebru Timtik Balıkesir T Tipi, Ayşegül Çağatay, ve Aycan Çiçek Düzce T Tipi, Özgür Yılmaz Edirne T Tipi, Süleyman Gökten Tekirdağ 1 No’lu ve Engin Gökoğlu Tekirdağ 2 No’lu cezaevlerine gönderildi.

Türkiye’de halen devam etmekte olan Olağanüstü Hal döneminde Kanun Hükmünde Kararname  ile 140.000’den fazla memur ihraç edilirken insan hakları savuncuları, avukatlar, gazeteciler akademisyenler, entelektüeller ve daha fazlası tutuklandı ve terör örgütleriyle bağlantılı olmakla suçlandı.

Front Line Defenders avukatlar Didem Baydar, Şükriye Erden, Ayşegül Çağatay, Ebru Timtik, Aytaç Ünsal, Zehra Özdemir, Yağmur Ereren, Engin Gökoğlu, Süleyman Gökten, Aycan Çiçek, Naciye Demir, Behiç Aşçı, Barkın Timtik and Özgür Yılmaz’a yapılan suçlamalara ilişkin endişe duymakta ve bu kişilerin tutuklanmasını insan haklarının savunulmasına ilişkin sürdürdükleri meşru ve barışcıl faaliyetlerle ilişkili olduğuna inanmaktadır.

Front Line Defenders Türkiyeli Yetkililere:

 

1. Front Line Defenders tarafından yalnızca insan haklarına ilişkin sürdürdükleri meşru ve barışcıl faaliyetleri dolayısıyla tutulduklarına inanılan Avukatlar Didem Baydar, Şükriye Erden, Ayşegül Çağatay, Ebru Timtik, Aytaç Ünsal, Zehra Özdemir, Yağmur Ereren, Engin Gökoğlu, Süleyman Gökten, Aycan Çiçek, Naciye Demir, Behiç Aşçı, Barkın Timtik ve  Özgür Yılmaz’ın derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması;

2. Avukatlar Didem Baydar, Şükriye Erden, Ayşegül Çağatay, Ebru Timtik, Aytaç Ünsal, Zehra Özdemir, Yağmur Ereren, Engin Gökoğlu, Süleyman Gökten, Aycan Çiçek, Naciye Demir, Behiç Aşçı, Barkın Timtik ve  Özgür Yılmaz’ a yönelik bütün suçlamaların derhal  düşürülmesi:

3. Psikolojik ve fiziksel bütünlüğünün korunması ve güvenliklerinin sağlanması için gerekli bütün önlemlerin alınmasının garanti edılmesi:

4. Türkiye’deki bütün insan hakları savuncularının korku duymaksızın engel ve misillemelerle karşılaşmaksızın her koşulda meşru olarak insan haklarına ilişkin faaliyetlerini sürdürebilmesinin garanti altına alınması çağrısında bulunmaktadır.